Geçen
hafta eşimle Kanarya Adaları’ndan Fuerteventura’ya bir
kaçamak yapalım dedik. İki yıldır tatil yapamadığımdan
inanır mısınız bana ilaç gibi geldi bu yolculuk. Yoğun iş
temposu insanı ciddi anlamda yıpratabiliyor. Belki de bize
kimi zaman vücudumuza ve beynimize ne denli zarar verdiğini
anlayamayabiliyoruz. Biz de dedik ki öyle bir yere gidelim
ki, tamamen dünyayla ilişkimizi keselim ve daha verimli
olabilmek için süper bir tatil yapıp dinlenelim.
Aslında tatil inanılmaz macerayla başladı. Önce İstanbul’dan
Manchester’a uçtuk. Amacımız Lake District’te (Göller
Bölgesi) hem iki gün tatil yapmak hem de firma
bağlantılarımı (Baby Shower) sağlamaktı. Tabii biz buradan
Temmuz ayı nasıl olsa diye gitmişiz cıbıl cıbıl!! Bir indik
ki hava 9 derece! Meğerse İspanya’dan soğuk hava dalgası
gelmiş ve tüm gazeteler havanın Kasım ayı gibi
hissedileceğini yazıyor. İnanamıyoruz ve tabii ki ayağımızda
terlikler şortlar donuyoruz! Hemen gidip kazaklar aldık ama
gülmekten yerlere yatıyoruz. İş açısından çok güzeldi; Baby
Shower’a yeni pek çok ürün geliyor yakında bu arada.
Üç gün
sonra güle oynaya Fuerteventura’ya uçtuk.Ama tabii
üzerimizde kazaklarla! 5 saat süren yolculuktan sonra adaya
bir indik ki, doğal olarak hava 35 derece! Tabii pişiyoruz.
1 saat havaalanında bavullarımızı bekledik. Ama uçaktan
maalesef bavullarımız çıkmadı! (Bavullar Madrid’e gitmiş! 3
gün sonra elimize ulaştı) Kaldık mı kazaklarla
J
İnanamıyoruz. Tabi taksiye atladığımız gibi doğru otele ve
ALIŞVERİŞE.. (Tüm yaptığımız harcamaları Excel Airlines’a
ödettik tabii)
Eee..
bu kadar hava değişiminden sonra, bembeyaz kumlar, volkanik
dağlar, devasa yükselen palmiye ağaçları gerçekten
muhteşemdi. Hayatımda ilk kez, özgürlüğün ne demek olduğunu
tam anlamıyla yaşayıp hissedebildim. 15 m. yüksekliğindeki
kum dağına tırmandım, altı tamamen cam olan gemiye binip
köpekbalıklarını seyrettim. İnanılmaz bir duygu bu. Ama yine
de biz rahatlığa ve konfora belki de o kadar alışmışız ki,
günler geçtikçe bu alışkanlığımızı daha net anlayabildim.
Örneğin; Fuerteventura muhteşem bir ada, büyük devasa
alışveriş merkezleri var ama adamlar bizim kullandığımız
hiçbir ilacın adını dahi bilmiyorlar. Adama Novalgin
diyorsunuz anlamıyor ama girdiğiniz eczane süper lüks bir
eczane. Dedik ki eyvaaahhh.. biz burada hastalanırsak falan
noolur?
Nitekim bir gece korktuğumuz başımıza geldi ve gece yarısı
inanılmaz bir baş dönmesi ve mide bulantısıyla kalktım
yataktan. Eşim tabii ki panik!. Okyanusun ortasında adadayız
ve İngiltere’ye y da herhangi başka bir yere dönmeye
kalksak, yalnızca haftaya uçak var! (Türkiye’ye zaten uçak
yok)
Benim
kadar pimpirikli biri naapar? Tabi ki dünyalar tatlısı, şu
ana kadar gördüğüm en iyi doktorlardan biri olan doktorum
Prof Dr. Rıfat Tokyay’ı aradım. Bence Amerikan
Hastanesi’nin kazandığı yegane ve yeri doldurulamayacak bir
insan o. Bir doktorda görebileceğiniz hastaya yaklaşım
biçimi, hastaya olan duyarlılığı, konular hakkındaki engin
bilgisi ile her şeye sahip. Bütün bunlar bence çok önemli.
Hele benim gibi sağlığına ve gittiği doktorda güven duygusu
arayan biri için… Tabii ki gecenin bir yarısı taa
Fuerteventura’dan kendisi aradım utana sıkıla. Bana neler
yapmam gerektiğini söylediğinde inanırmısınız yarı yarıya
tedavi olmuştum bile.. (Laf aramızda eşim diyor ki, sen
Rıfat Hoca’nın sesini duyduğunda psikolojik olarak zaten
hastalığını yenmiş oluyorsun) Doğru bu; ama bir insan
açısından çok da önemli bir doktora güven duymak.
Prof
Dr. Rıfat Tokyay,
şu anda Amerikan Hastanesi’nin Acil Bölüm Başkanı. Valla onu
bunu bilmem ama, doktorum nerdeyse bende ordayım. Tüm
hastaneler bence böylesine yeri doldurulamayacak olan
doktorların kıymetini bilmeli. Bu ismi bir yere mutlaka
kaydedin!
Şebnem Binatlı Türer
Yazarımıza yorumlarınızı ya da mesajınızı göndermek için
Tıklayın
< Geri
Dön